63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, sadece gösterilere değil, sektörün güncel sorunlarına dair derinlemesine diyaloglara da ev sahipliği yapıyor. Bugün düzenlenen 'Yönetmen- Görüntü Yönetmeni İlişkisi ve Sinemada Yeni Teknolojiler' atölyesinde, Gizem İbak ve Uğur İçbak, ortak çalışmaları 'Eudaimonia' adlı kısa film üzerinden işbirliklerinin dinamiklerini anlattı. İçbak, projenin ön hazırlık aşamasındaki titizliğin önemine vurgu yaparken; İbak, vizyonunu görüntü yönetmenine en iyi şekilde aktarmanın gerekliliğine dikkat çekti.
Teknoloji ve Dayanışma ile Sınırları Aşmak
Gizem İbak, tek planda kesintisiz çekilen ve arka plandaki yol hareketiyle öne çıkan bir sahnenin kurgusundan bahsetti. Bu sahnede oyuncuların geri dönüşlerde değişmesi gereken karmaşık bir yapı söz konuydu. Yüksek teknoloji ekipmanların yurt dışından ücretsiz temin edildiğini belirten İçbak, 'Parasızlıktan korkmayın' mesajını verdi. İbak ise bu sürecin maliyetinin 2-3 milyon TL civarında olabileceğini, ancak stüdyo ücretleri ve motion control sistemlerinin pahalılığı nedeniyle bütçenin yetersiz kaldığını belirtti. Projeyi hayata geçirmek için tek tek kapıları çalmayı, hikâyeyi anlatmayı ve inandırıcı storyboard'lar sunmayı başarıyla gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Türkiye'deki dayanışma kültürüne değinen İbak, Uğur İçbak'tan aldığı destekten örnek vererek öğrencilere vazgeçmeme tavsiyesinde bulundu. Netflix gibi uluslararası platformlarla yapılan iletişimde, bin dolarlık görüntü kiralama bedeline rağmen komisyon hakları konusunda esnek davranıldığını ve filmin eğitim amaçlı izlenmesinin yeterli görüldüğünü aktardı. Sürecin 15 kez durma noktasına gelse de nihayet sonlandırılabilmesinin arkasında, 'olmaz' cümlesiyle kendini sansürlememek yatıyor.
Yapay Zeka Karşısında İnsan Kalabilmek
Festival kapsamında Dr. Ebru Yarkın ve senarist Eylem Canpolat, 'Geleceğin Senaryosu' panelinde yapay zekanın sinema sektöründeki yerini değerlendirdi. Yarkın, teknolojik gelişmelerin yanında insan emeği ve ahlakın da konuşulması gerektiğini belirterek, asıl sorunun yapay zekanın neler üretebileceği değil, bizlerin nasıl bir gelecek tasarladığı olduğunu savundu. Canpolat ise yapay zekanın mesleğini ele alıp almayacağı tartışmalarına değinerek, yaratıcılığın yeni, özgün ve anlamlı bir şey ortaya koymak olduğunu hatırlattı. Yapay zekanın sadece bir asistan veya yardımcı head writer olarak kullanılması durumunda üretkenliği artırabileceğini, ancak temalar ve derdler konusunda insan yaratıcılığının yerini tutamayacağını vurguladı.




