Magazin dünyasının tanınmış simalarından Kemal Cenk İçten, özel bir söyleşide magazin haberciliğinin dünden bugüne uzanan yolculuğunu, mevcut durumunu ve geleceğe dair öngörülerini paylaştı. Dijitalleşmenin habercilik üzerindeki etkilerinden meslek etiğine, ünlülerle medya arasındaki ilişkilerden genç meslektaşlarına yönelik tavsiyelere kadar birçok konuda açık yüreklilikle konuşan İçten, magazin haberciliğinin sadece dedikodu olarak algılanmasına karşı çıktı. "Magazin dedikodu değil, toplumun aynasıdır" diyerek bu alanın, toplumun ilgi alanlarını, değer yargılarını ve değişen sosyal dinamiklerini yansıtan önemli bir platform olduğunu belirtti.
Mesleğe ilk adım attığı yılları büyük bir coşkuyla anımsayan Kemal Cenk İçten, haberciliğin temel taşlarının emek ve disiplin olduğunu vurguladı. İçten, "Eskiden haberin peşinden koşardık, bugün ise haber çoğu zaman insanların cebinde. Ancak hız arttıkça emek, sabır ve meslek disiplini giderek azalıyor." ifadelerini kullandı. Son dönemlerde sıkça dillendirilen "Herkes muhabir oldu" söylemini de değerlendiren İçten, gazeteciliğin salt içerik üretmekten ibaret olmadığını dile getirdi. "Herkes muhabir olabilir ama gazeteci olamaz. Gazetecilik bir duruştur." sözleriyle, etik ilkelerin ve sorumluluk bilincinin bu mesleğin temelini oluşturduğunu ifade etti.
Özel Hayatın Mahremiyeti ve Dijital Etkiler
Magazin haberciliğinde kırmızı çizgilerinin özel hayatın gizliliği, çocuklar ve sağlık konuları olduğunu belirten İçten, haber değeri ne kadar yüksek olursa olsun insan onurunun her şeyden önce geldiğini savundu. Ünlü isimlerin özel yaşamlarının sınırsızca haberleştirilmesine karşı çıkarak, "Ünlü olmak her şeyin açık büfe olduğu anlamına gelmez. Özel hayat evin kapısından içeri girildiği yerde başlar." şeklinde konuştu. Dijital çağın magazin haberciliğini köklü bir şekilde değiştirdiğini kaydeden Kemal Cenk İçten, sosyal medyanın bilgiye erişimi kolaylaştırsa da doğrulama kültürünü zayıflattığını ifade etti. "Herkes paylaşım yapıyor ama kimse doğrulamıyor." diyen İçten, özellikle tık odaklı haberciliğin uzun vadede medyaya olan güveni sarstığını, "Kısa vadede kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede güveni yok ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
Magazin medyasındaki en büyük sorunlardan birinin mesleğin ciddiyetini yitirmesi olduğunu belirten İçten, bilgi yerine yorumun, haber yerine ise linç kültürünün öne çıktığına dikkat çekti. Magazin gazeteciliğinin yeniden saygınlık kazanmasının yolunun etik kurallara bağlı kalmak, doğru kaynak kullanmak ve temiz bir habercilik dili benimsemekten geçtiğini vurgulayan deneyimli gazeteci, genç meslektaşlarına da önemli öğütler verdi. "Ünlü olmak için değil, gazeteci olmak için bu işi yapsınlar." diyerek, meslekte kalıcılığın sabır, güven ve dürüstlükle mümkün olduğunu sözlerine ekledi. Röportajın sonunda mesleğe yeniden başlama fırsatı olsa yine magazin gazeteciliğini seçeceğini belirten Kemal Cenk İçten, "İnsan hikâyeleri beni hâlâ heyecanlandırıyor." diyerek gazeteciliğe olan tutkusunu bir kez daha gözler önüne serdi.




