Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, aşırı sıcakların sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal sağlığı da olumsuz etkilediğini vurguladı. Özellikle artan sıcaklık ve nemin öfke kontrolünü güçleştirdiğini, uyku kalitesini düşürerek depresyon, bipolar bozukluk ve psikotik bozuklukların alevlenme riskini artırdığını belirtti. Ayrıca, psikiyatrik ilaç kullanan kişilerin bu dönemde sıvı-elektrolit dengesi ve ilaç yan etkileri konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti.

Beyin Mekanizmaları ve Duygu Düzenlemesi

Prof. Dr. Ensari, yaz aylarında gözlemlenen artan tartışmalar, trafikteki sabırsızlıklar ve ani parlamaların yalnızca psikolojik yorgunlukla açıklanamayacağının altını çizdi. Isı düzenlemesi ile duygu ve uyku düzenlemesinin beyinde ortak mekanizmalar üzerinden işlediğini belirten Ensari, “Temel gerçek şudur: Isı düzenlemesi ile duygu ve uyku düzenlemesi, beyinde ayrı sistemler değildir. Bu nedenle sıcağın ruhsal duruma etkisi dolaylı değil, doğrudandır” şeklinde konuştu. Hipotalamusun preoptik alanının hem vücut ısısı hem de uyku düzenlemesinde kilit rol oynadığını, bu bölgenin merkezi veya çevresel ısınmayla etkinleşen nöronlar aracılığıyla ısı bilgisini otonom yanıtlara ilettiğini açıkladı. Hipotalamusun bu süreçte serotonin, dopamin ve noradrenalin gibi nörotransmitterleri kullandığını ve sıcak maruziyetinin bu sistemleri bozduğunu ekledi.

Serotonin, Stres ve Öfke Kontrolü

Ensari, serotonin ve dürtü kontrolü arasındaki güçlü bağlantıya dikkat çekti. Serotonerjik işlev düşüklüğünün dürtüsel-reaktif saldırganlıkla ilişkisinin bilimsel çalışmalarla defalarca kanıtlandığını belirtti. Aşırı sıcakların neden olduğu termoregülatuvar yükün, duygu düzenleme ve dürtü kontrolü gibi bilişsel işlevleri zorlayarak kişinin stres ve öfke karşısındaki kontrol kapasitesini azalttığını ifade etti. Ayrıca, aşırı sıcakların fizyolojik bir stresör olarak hipotalamus–hipofiz–adrenal eksenini harekete geçirdiğini ve inflamatuvar süreçleri tetiklediğini dile getirdi. Ortaya çıkan hormonlar ve inflamatuvar belirteçlerin dikkati, duygulanımı ve bilişi olumsuz etkilediğini, bunun klinik olarak kişinin nötr uyaranları bile tehdit olarak algılamasına yol açan bir 'hazır bekleme' durumuna geçmesiyle kendini gösterdiğini anlattı.

Uykusuzluk ve Ruhsal Sağlık Riski

Prof. Dr. Hülya Ensari, artan sıcaklıklarla birlikte sıvı-elektrolit kaybı, uyarılmışlık düzeyinde artış ve bozulan uykunun bir araya geldiğinde dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal işlevlerin gerilediğini ve tehdit değerlendirmesinin ön plana çıktığını belirtti. Özellikle nemin terlemeyi engelleyerek vücudun soğuma mekanizmasını devre dışı bırakmasının, uyarılmışlık düzeyini düşürmediğini ve bu durumun öfke patlamalarını tetiklediğini vurguladı. Ensari, uyku ile ısı arasındaki bağın sadece bir konfor meselesi olmadığını, uykunun başlamasının fizyolojik olarak ısı kaybına bağımlı olduğunu söyledi. Yüksek ortam sıcaklıklarının uykuya dalma süresini uzattığını ve gece uyanmalarını artırdığını, bunun da duygusal işlemlemeyi olumsuz etkileyerek öfke ve stres düzeyini artırdığını ifade etti. Ensari, uykusuzluğun bipolar bozukluk manik atakları için önemli bir risk faktörü olduğunu ve sıcak gecelere bağlı uykusuzluğun hastane yatış oranlarını artırabileceğini ekledi.