Denizlerdeki genel av yasağının 1 Eylül 2026 tarihinde sona ermesiyle birlikte, balıklar yeniden tezgahlarda ve sofralarda yerini alacak. Beslenme uzmanları, balığın içerdiği yüksek kaliteli protein, vitamin ve minerallerin yanı sıra özellikle Omega-3 yağ asitleri sayesinde sağlıklı beslenmenin temel taşlarından biri olduğunu vurguluyor.

Balık: Kaliteli Protein ve Doymamış Yağ Kaynağı

Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, balığın besin değerine dikkat çekiyor. Alphan, balık etinin yaklaşık %18-20 oranında kaliteli protein içerdiğini ve yağ oranına göre enerji değerinin değiştiğini belirtiyor. Prof. Dr. Alphan, “Balık eti, doymamış yağ asitleri bakımından zengindir. Yağsız balıkta %2,5 civarında yağ bulunurken, sığır etinde bu oran %18,5’a kadar çıkabilir ve bu yağ doymuş yağdır. Bu nedenle kalp-damar rahatsızlığı olan bireyler için yağsız balık tüketimi özellikle tavsiye edilmektedir” şeklinde konuştu.

Omega-3: Doğrudan Denizden Alınmalı

Prof. Dr. M. Emel Alphan, Omega-3 yağ asitlerinin vücut için vazgeçilmez olduğunu ve doğrudan deniz kaynaklarından alınmasının önemini vurguluyor. Soğuk deniz balıklarında (somon, ringa, sardalya, uskumru, ton balığı) bol miktarda bulunan eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA), diyetle alınan en temel Omega-3 formlarıdır. Bitkisel kaynaklardan sağlanan alfa-linolenik asit (ALA) vücutta EPA ve DHA’ya dönüşse de, bu dönüşümün yetersiz kalması nedeniyle deniz ürünlerinden doğrudan Omega-3 alımının sağlıklı beslenme için kritik olduğunu belirtiyor.

Omega-3 Yağ Asitlerinin Kapsamlı Faydaları

Omega-3 yağ asitleri, insan vücudu tarafından üretilemediği için dışarıdan alınması zorunlu olan elzem besin öğeleridir. Özellikle yağlı balıklarda yoğun olarak bulunan bu asitler, hücre zarlarının yapısında yer alır ve vücutta antienflamatuar, antioksidan, antiadipojenik ve antiaritmik etkiler gösterir. Prof. Dr. Alphan, Omega-3’ün büyüme ve gelişme üzerindeki etkilerine değinerek, bebeklikte beyin hücreleri ve retina gelişimini desteklediğini belirtiyor. Beynin yağ içeriğinin yarısını n-3 ve n-6 yağ asitlerinin oluşturduğunu ve fetal dönemden çocukluğa kadar beyin, merkezi sinir sistemi ve retina gelişiminde hayati rol oynadıklarını ifade ediyor. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde annenin düzenli balık tüketimi, hem anne hem de bebeğin göz ve nörolojik sağlığını korur.

Yetişkinlerde mental sağlığı destekleyen ve bilişsel performansı artıran Omega-3, yaşlılarda bilişsel işlev bozuklukları, demans ve Alzheimer riskini belirgin şekilde düşürür. Konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarının önlenmesinde olumlu etkileri vardır. Ayrıca, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna karşı da koruyucu etki gösterir.

Kalp Sağlığı ve Kemiklere Katkısı

Prof. Dr. Alphan, Omega-3 yağ asitlerinin kalp-damar sağlığı ve kanserden korunma açısından da önemli katkıları olduğunu belirtiyor. Toplam kolesterol ve LDL’yi (kötü kolesterol) düşürürken, HDL (iyi kolesterol) düzeyini yükseltir. Trigliserit seviyelerini azaltarak kan yağları profilini iyileştirir. Antitrombotik ve antiaritmik etkileri sayesinde koroner arter tıkanıklıklarına ve kalp krizlerine karşı koruyucudur. Kalp hastalıklarından korunmak için haftada en az 1-2 porsiyon (150-300 gram pişmiş) balık tüketilmesi önerilmektedir. Doymuş yağların yerine çoklu doymamış yağ asitlerinin konulması, kardiyometabolik riski düşürmede en etkili yöntemdir.

Balık, Omega-3’ün yanı sıra D vitamini, fosfor ve protein gibi kemik sağlığı için önemli besin öğelerini de içerir. Kemiklerin kalsiyum depolamasına katkı sağlar, romatoid artrit gelişimini yavaşlatır ve astıma karşı koruyucu etki gösterir.