Yaz tatilinde çocukların uyku düzenindeki değişiklikler, ebeveynleri horlama veya ağız açık uyuma gibi durumları yalnızca düzensiz uyku saatlerine ya da sıcak havaya bağlamaya yönlendirebiliyor. Ancak Acıbadem Altunizade Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, bu belirtilerin bazı çocuklarda geniz eti büyümesinin ilk işaretleri olabileceğini vurguluyor. Prof. Dr. Özkarakaş, geniz eti büyümesinin tedavi edilmediği takdirde çocukların uyku kalitesini, işitmesini, okul başarısını, hatta büyüme ve gelişmesini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Ne yazık ki, toplumda yaygın olan bazı yanlış inanışlar nedeniyle ailelerin hekime başvurmakta geciktiğine dikkat çekiyor.
Geniz Eti Hakkında Bilinen Yanlışlar
KBB Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, özellikle 3-6 yaş aralığında sık görülen ve okul çağındaki çocuklarda da sağlık sorunlarına yol açabilen geniz eti büyümesinin, günümüzde artan üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerjik hastalıkların etkisiyle özellikle Ekim ayından itibaren daha sık karşılaşılan bir sorun haline geldiğini ifade ediyor. Özkarakaş, geniz etiyle ilgili toplumda doğru sanılan beş yaygın yanlışı açıklayarak önemli uyarı ve önerilerde bulundu:
- “Geniz etini aldırırsak bağışıklığı düşer”: Yanlış! Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, geniz etinin bağışıklık sisteminin bir parçası olduğunu ancak vücutta aynı görevi üstlenen birçok lenfoid doku bulunduğunu belirtiyor. Bilimsel çalışmalar, uygun hastalarda yapılan geniz eti ameliyatının çocuklarda kalıcı bir bağışıklık sistemi zayıflığına yol açmadığını, aksine nefes alma ve uyku kalitesinin düzelmesiyle genel sağlık durumunun olumlu etkilendiğini gösteriyor.
- “Çocuğumda geniz eti büyümesi olsaydı, horlardı”: Yanlış! Geniz eti büyümesi sadece horlama ile sınırlı değildir. Burun tıkanıklığı nedeniyle ağızdan nefes alma, gece sık uyanma, yatakta sık yer değiştirme, alın, ense ve yaka bölgesinde terleme görülebilir. Hatta obstrüktif uyku apnesi gelişebilir; bu da çabuk yorulma, dikkat dağınıklığı, davranış değişiklikleri ve okul başarısında düşüşe neden olabilir. Ayrıca orta kulakta sıvı birikimi ve tekrarlayan kulak enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilir.
- “Çocuğum çok küçük, doktora gidersek hemen ameliyat der”: Yanlış! Prof. Dr. Özkarakaş, tedavinin her çocuk için farklı olduğunu vurguluyor. Geniz etinin büyük görünmesinin tek başına ameliyat nedeni olmadığını, cerrahi kararın çocuğun nefes alması, uyku düzeni, horlama veya uyku apnesi varlığı, sık kulak enfeksiyonları, işitmesi ve genel yaşam kalitesi gibi faktörler değerlendirilerek verildiğini belirtiyor. Birçok çocukta düzenli takip ve alerjiye yönelik medikal tedavinin yeterli olabileceğini, ancak bazı durumlarda ameliyatın en doğru seçenek olabileceğini ekliyor.
- “Biraz daha büyüsün geniz eti zaten kendiliğinden küçülür”: Doğru/Yanlış! Geniz eti ergenlik dönemine doğru doğal olarak küçülme eğilimindedir. Ancak bu süreç her çocukta aynı şekilde ilerlemez. Eğer geniz eti büyümesi nefes almayı güçleştiriyor, uykuda solunum bozukluğuna, sık kulak enfeksiyonlarına veya işitme kaybına yol açıyorsa, yıllarca beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Gecikme, çocuğun büyüme-gelişmesini, öğrenmesini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.
- “Burun spreyi kullanırsak ameliyata gerek kalmaz”: Yanlış! KBB Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özkarakaş, uzun süreli kortizonlu burun spreyleri veya eczanelerde hazırlatılan bazı karışım ilaçların kullanılmasının iyileşmeyi sağlamamasının yanı sıra sakıncalı olduğunu belirtiyor. Alerji durumunda steroidli burun spreyleri kullanılabilir ancak geniz etini küçültmez. Eczane karışımı ilaçlarda bulunabilen antibiyotik ve gümüş eriyiklerinin yutulmasının kortizon etkilerine ve/veya ağır metal birikimine neden olabileceğini, ayrıca geniz etini küçülttüğüne dair bilimsel bir yayın bulunmadığını ifade ediyor.
Prof. Dr. Özkarakaş, bir çocukta en az üç ay boyunca ağız açık nefes alma, terleme ve yatakta sık yer değiştirme belirtileri bir arada devam ediyorsa, geniz eti ve tonsillere (bademciklere) cerrahi müdahalenin gerekli olabileceğini, tedavi planının mutlaka doktor değerlendirmesiyle belirlenmesi gerektiğini sözlerine ekliyor.




