Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnoterapinin nörobiyolojik yapısını ve zihinsel işlevler üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirdi. Tarhan, hipnozun sadece farklı bir bilinç hali yaratmakla kalmayıp, beynin dikkat, anlamlandırma ve davranış mekanizmalarıyla da derinlemesine bağlantılı olduğunu vurguladı.

Klinik hipnozun, bireylerin karşılaştıkları sorunlar karşısında pasif kalmak yerine harekete geçmelerini ve yeni çözüm yolları geliştirmelerini destekleyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, DTI ve fonksiyonel MR gibi görüntüleme teknikleriyle incelenen beyin bağlantılarının önemine değindi. Özellikle 'default mode network' olarak bilinen varsayılan ağın, kişinin hayal kurma, içsel düşünme ve kendini konumlandırma anlarında aktifleştiğini belirtti. Bu ağın, anlam üretme ve yaratıcı düşünce süreçleriyle ilişkili olduğunu ifade eden Tarhan, klinik hipnozun bu ağ üzerinde etkili olduğunu söyledi. Ayrıca, hipnozla ilgili araştırmalarda merkezi yürütme ağı, önem ve öncelik ağı (salience network) ile varsayılan ağın öne çıktığını, zihinsel imgelemede rol oynayan beyin bölgelerinin de hipnotik süreçte aktive olabildiğini ekledi.

Anlamlı Yaşam ve Hipnotik Telkinin Gücü

Günümüz modern dünyasında dijital teknolojilerin hızlı ödül arayışını tetiklediğini ve insanları sürekli bir dopamin arayışına yönlendirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Aristoteles'in haz ve anlam mutluluğu ayrımına atıfta bulunarak, uzun vadeli ve anlamlı bir yaşam için hazzın ötesinde bir hedef belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Tarhan'a göre, Pozitif Psikoloji 2.0 yaklaşımı, sadece olumlu duygulara odaklanmak yerine, acı ve travma gibi zorlukları da yaşamın doğal bir parçası olarak kabul ederek, daha dayanıklı bir yaşam sürme amacını ön plana çıkarıyor. Hipnotik telkinlerin algı ve davranış üzerindeki dönüştürücü etkilerine değinen Tarhan, Stroop testi gibi örneklerle, yüksek derecede hipnotize edilebilir kişilerin telkinle bilişsel süreçlerini değiştirebildiklerini aktardı. Siyah-beyaz görüntülerde renk algısı yaratma telkininin beynin renk işleme bölgelerini aktive etmesinin, hipnotik telkinin 'yukarıdan aşağıya' bilişsel bir etki yarattığını gösterdiğini belirtti. Hipnoterapinin uyku sorunları, stres yönetimi, ağrı ve bazı davranışsal sağlık sorunları üzerindeki etkileri de araştırılmaya devam ediyor.

Hipnozda Kontrol Kaybı Yok

Prof. Dr. Tarhan, hipnoterapinin kamuoyunda zaman zaman yanlış anlaşıldığına dikkat çekerek, klinik hipnozda kişinin kontrolünü kaybetmediğini, farkındalığını koruyabildiğini, süreci hatırlayabildiğini ve hatta iletişim kurabildiğini vurguladı. Hipnoterapinin temel aşamalarını farkındalık, odaklanma ve gevşeme olarak sıralayan Tarhan, kişinin gönüllü katılımının, çalışılacak konunun farkında olmasının ve ardından dikkatini yönlendirerek gevşemesinin önemini belirtti. Terapi öncesinde bireyin sorunları, güçlü ve zayıf yönleri, tetikleyicileri ve kendilik şemalarının detaylıca değerlendirilmesinin, hipnoterapiyi daha sistemli bir tedavi sürecinin parçası haline getireceğini ifade etti.

Beynin öğrenme ve hafıza süreçlerinde tekrarın ve duygunun kilit rol oynadığını belirten Tarhan, duyguyla ilişkilendirilen bilginin daha kalıcı olduğunu ve tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşebileceğini söyledi. Bu bağlamda, otohipnoz tekniklerinin öğretilmesinin kazanımların günlük yaşama aktarılmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Tarhan ayrıca, nörofeedback uygulamalarının da kişinin kendi beyin dalgaları üzerinde geri bildirim alarak dikkat ve stres yönetimi gibi becerilerini geliştirmesine yardımcı olduğunu, beynin frontal bölgesinin bir orkestra şefi gibi farklı beyin süreçlerini koordine ettiğini örnekleyerek açıkladı.