Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizm spektrum bozukluğunun temel nitelikleri, çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek erken işaretleri ve özellikle dil ile sosyal etkileşim alanlarındaki zorluklar üzerine detaylı açıklamalarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş'un belirttiğine göre, otizm, sosyal iletişim ve etkileşimde yaşanan güçlüklerin yanı sıra, tekrarlayıcı ve kalıplaşmış davranışlar ile duyusal hassasiyetlerle karakterize edilen bir nörogelişimsel durumdur.
Otizm Spektrumu ve Erken Belirtiler
Günümüzde otizmin, tek bir tablo yerine 'otizm spektrum bozukluğu' adı altında, farklı özellik ve düzeyleri barındıran geniş bir kavramla ele alındığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Luş, geçmişte Asperger sendromu ve atipik otizm gibi ayrı tanımlamalarla ifade edilen durumların da artık bu spektrum içinde değerlendirildiğini ifade etti. Spektrumun en belirgin yönlerinden birinin, sosyal iletişim ve etkileşimdeki zorluklar olduğunu ekledi. Otizm spektrumuna dair ilk belirtilerin yaklaşık 1,5 yaş civarında fark edilebileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Luş, çocuğun sosyal etkileşimde zorlanması, sosyal gülümsemelere karşılık vermemesi, ismine tepki vermemesi gibi durumların erken dönemde gözlemlenebilecek önemli işaretler olduğunu belirtti. Ayrıca, ebeveynlerle oynanan 'ce-ee' gibi karşılıklı oyunlara katılmama, işaret edilen yöne bakmama ve çevresine beklenen düzeyde ilgi göstermeme gibi durumların da sosyal iletişim açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Dil Gelişimi ve Duyusal Hassasiyetler
Dil gelişiminin otizm spektrumunda farklı şekillerde etkilenebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, çocuğun hiç konuşmaması, konuşmanın yaşıtlarına göre gecikmesi veya konuşma gelişse bile dilin sosyal iletişim amacıyla uygun kullanılmaması gibi durumların görülebileceğini ifade etti. Ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde ise mecazları anlamakta zorlanma, sosyal iletişimi kendiliğinden başlatamama ve farklı sosyal ortamlara uygun dil kullanımı güçlükleri gibi durumların ortaya çıkabileceğini belirtti. Bu özelliklerin görülme biçimi ve şiddetinin bireyler arasında farklılık gösterdiğini de ekledi. Otizmin bir diğer önemli özelliği olarak tekrarlayıcı hareketler ve basmakalıp davranışlara dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, duyusal uyaranlara karşı aşırı hassasiyet (hipersensitivite) veya beklenenden daha az tepki verme (hiposensitivite) durumlarının da görülebileceğini kaydetti. Ses, ışık, dokunma gibi duyusal uyaranlara verilen tepkilerin bireyden bireye değiştiğini vurgulayarak, otizm spektrum bozukluğunun tek tip bir görünümünün olmadığını, belirtilerin farklı bireylerde farklı düzeylerde ve biçimlerde ortaya çıkabileceğini hatırlattı. Erken dönemde fark edilen sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışsal farklılıkların doğru değerlendirilmesi, çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gelişiminin desteklenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.




