Hukuk Danışmanı ve Bilişim Uzmanı Atakan Taşur, dijital ortamdaki dolandırıcılık yöntemlerinin ve siber saldırıların giderek karmaşıklaştığına dikkat çekerek önemli ikazlarda bulundu. Taşur, özellikle banka işlemleri gibi görünen sahte e-postaların ve cihazlara sızan casus yazılımların ciddi tehdit oluşturduğunu vurguladı. Günümüzde insanların sadece paralarını değil, dijital kimliklerini ve kişisel verilerini de korumak zorunda olduğunu belirtti.

Teknolojinin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle siber suçluların da taktikleri değişti. Bankacılık verilerinden kişisel yazışmalara, şirket bilgilerinden özel fotoğraflara kadar geniş bir yelpazedeki veriler, dolandırıcıların hedefinde yer alıyor. Siber güvenlik ve KVKK hukuku alanında çalışmalar yapan Atakan Taşur, son zamanlarda özellikle kurumsal bir kaynaktan geliyormuş izlenimi veren sahte e-postaların yaygınlaştığına dikkat çekti. Taşur, "Dolandırıcılar artık amatörce hazırlanmış mesajlar yerine, bankalar, kamu kurumları veya bilinen firmalardan gönderilmiş gibi duran profesyonel e-postalar kullanıyor. 'Hesabınızda şüpheli hareket', 'Ödeme yapıldı', 'Hesabınız bloke edilecek' gibi ifadelerle panik yaratarak kullanıcıyı tuzağa düşürüyorlar. Kullanıcı düşünmeden linke tıkladığında dolandırıcılık süreci başlamış oluyor" ifadelerini kullandı.

Sahte Hesap Bildirimlerine Dikkat

Taşur, sahte hesap hareket bildirimlerinin, kullanıcıları kandırmak için en çok tercih edilen yöntemlerden biri olduğunu belirterek, bu tür e-postalardaki bağlantılara tıklanmaması gerektiğini söyledi: "Banka hesabınızdan para çekildiği veya alışveriş yapıldığına dair bir e-posta aldığınızda telaşa kapılmayın. E-postadaki linke basmak yerine bankanızın mobil uygulamasını kendiniz açın ya da bankayı resmi telefon numarasından arayın. Gönderenin adı doğru görünse bile, e-posta adresinde tek bir harf değişikliği olabilir. Logo, kurum adı ve kurumsal renklerin kullanılması, mesajın gerçek olduğu anlamına gelmez." Taşur, sahte bağlantılarla açılan sayfaların gerçek banka ekranlarının neredeyse aynısı olabileceğini dile getirerek, kullanıcıların bu sayfalara girdiği müşteri numarası, parola, kart bilgisi ve SMS doğrulama kodlarının doğrudan suçluların eline geçebileceği uyarısında bulundu. Hiçbir banka çalışanının telefonla veya e-postayla bu tür bilgileri talep etmeyeceğini de ekledi.

Casus Yazılımlar Sinsi Tehdit

Siber suçların sadece sahte e-postalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Atakan Taşur, telefon ve bilgisayarlara bulaşan casus yazılımların da büyük risk taşıdığına dikkat çekti: "Güvenilir olmayan bir bağlantıya tıklamak, bilinmeyen bir uygulama yüklemek veya resmi mağazalar dışından dosya indirmek, cihaza casus yazılım bulaşmasına yol açabilir. Bu yazılımlar kullanıcının mesajlarını, şifrelerini, konum bilgilerini ve bankacılık işlemlerini izleyebilir; hatta kamera ve mikrofona erişmeye çalışabilir. Üstelik kullanıcı, cihazında böyle bir yazılım olduğunu uzun süre fark etmeyebilir." Taşur, telefonun anormal ısınması, pilin hızla tükenmesi, internet kullanımının beklenmedik şekilde artması, cihazın yavaşlaması ve kullanıcı tarafından yüklenmemiş uygulamaların görülmesi gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, işletim sistemleri ve uygulamaların güncel tutulmasının önemine de değindi.

KVKK ve Şirketlerin Sorumluluğu

Siber saldırıların bireyler kadar şirketleri de tehdit ettiğini belirten Taşur, işletmelerin müşteri ve çalışan bilgilerini koruma yükümlülüğü olduğunu söyledi: "Şirketlerin elindeki kimlik, iletişim, finans, sağlık ve müşteri verileri siber suçlular için çok değerlidir. Kişisel verileri işleyen kurumlar, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında gerekli teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. 'Sistemimize saldırı yapıldı, bizim kusurumuz yok' demek her durumda yeterli değildir. Verilerin nasıl saklandığı, erişim yetkilerinin nasıl düzenlendiği, çalışanların eğitilip eğitilmediği ve güvenlik önlemlerinin güncel olup olmadığı incelenir." Siber güvenliğin sadece bilgi işlem birimlerinin sorumluluğunda olmadığını ifade eden Taşur, "Bir kurumun en sağlam güvenlik sistemi bile dikkatsizce açılan tek bir e-posta eki yüzünden etkisiz kalabilir. Bu nedenle çalışanların düzenli eğitimi, güçlü parola politikaları, çok faktörlü doğrulama ve erişim yetkilerinin sınırlandırılması şarttır" dedi.

Şüpheli Durumda Yapılması Gerekenler

Dolandırıcılık mağdurlarının utanarak veya sonuç alamayacaklarını düşünerek sessiz kalmaması gerektiğini belirten Atakan Taşur, izlenmesi gereken adımları şöyle anlattı: "Şüpheli bir bağlantıya tıklandıysa öncelikle internet bağlantısı kesilmeli, parolalar güvenli başka bir cihazdan değiştirilmeli ve ilgili banka vakit kaybetmeden aranmalıdır. Hesapta izinsiz işlem varsa kartlar ve dijital bankacılık erişimi geçici olarak kapatılmalıdır. E-postalar, mesajlar, telefon numaraları, bağlantı adresleri, dekontlar ve ekran görüntüleri silinmemelidir. Bunlar yapılacak hukuki başvuruda delil niteliği taşıyabilir. Ardından savcılık veya kolluk birimleri üzerinden gerekli şikâyet süreci başlatılmalıdır." Vatandaşların aynı parolayı birden fazla platformda kullanmaması gerektiğini de vurgulayan Taşur, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Dijital dünyada en önemli savunma bilinçli kullanıcıdır. Aciliyet hissi oluşturan her mesaja şüpheyle yaklaşın; kaynağını doğrulamadan bağlantıya tıklamayın, kişisel bilgilerinizi paylaşmayın ve doğrulama kodlarını hiç kimseye söylemeyin. Siber suçlular çoğu zaman teknolojik bir açığı değil, insanların korku, panik ve merak gibi duygularını manipüle eder."